garden
bahçe
Çeviri sayfasını görüntülegarden
bahçe
Çeviri sayfasını görüntülekitchen
mutfak
Çeviri sayfasını görüntüledining room
yemek odası
Çeviri sayfasını görüntülebath
banyo
Çeviri sayfasını görüntülebathroom
banyo
Çeviri sayfasını görüntülecupboard
dolap
Çeviri sayfasını görüntüleSelin’in Bardağı Nerede?
Akşam oldu, ev sakin ve sıcaktı.
Evening came; the house was calm and warm.
Selin, uyumadan önce süt ve kurabiye ile küçük bir masa hazırlamak istedi.
Selin wanted to set a small table with milk and cookies before she went to sleep.
Evde yumuşak bir sessizlik var; annesi Ayşe gülümsedi.
There is a soft silence at home; his mother Ayşe smiled.
Selin süt için bardağını almak üzere mutfağa gitti; mutfak sessizdi.
Selin went to the kitchen to get her glass for milk; the kitchen was quiet.
Mavi bardağı yoktu, tezgâhta durmuyordu.
The blue glass wasn't there; it wasn't on the counter.
“Bardağım nerede?” diye sordu.
"Where is my glass?" someone asked.
Ayşe, “Önce yemek odasına bakalım,” dedi; Selin yemek odasına geçti.
Ayşe said, "Let's look at the dining room first." Selin went into the dining room.
Yemek odası masasının üstüne baktılar, ama bardak yoktu.
They looked on the dining table, but there was no glass.
Bıçaklar ve tabaklar masada duruyordu.
Knives and plates were on the table.
Selin bir anda hatırladı: Bugün oyuncak ayısını küvette yıkamıştı.
Selin suddenly remembered: she had washed her teddy bear in the bathtub today.
İkisi birlikte banyoya baktı; banyo sıcaktı ve havlular askıdaydı.
They looked at the bathroom together; it was warm and the towels were on the rack.
Ama mavi bardak burada da değildi.
But the blue cup wasn't here either.
“Belki bahçeye bakalım,” dedi Ayşe; Selin kapıdan bahçeye çıktı.
"Maybe we should check the garden," Ayşe said; Selin walked out the door into the garden.
Bahçe serindi ve gökyüzü mora dönüyordu.
The garden was cool and the sky was turning purple.
Çiçeklerin yanında da bardak yoktu.
There was no glass next to the flowers either.
Ayşe fısıldadı: “Dolabı kontrol edelim; belki sen dün koydun.”
Ayşe whispered, "Let's check the cupboard; maybe you put it there yesterday."
Mutfak dolabını açtılar; mutfak dolabı içinde mavi bardak parlıyordu.
They opened the kitchen cupboard; a blue glass was shining inside.
Selin bardağını aldı, yemek odasında sütünü içti ve gülümsedi.
Selin took her cup, drank her milk in the dining room, and smiled.
Gece iyice duruldu, “İyi geceler,” dedi Selin ve ışıklar söndü.
The night quieted down completely. 'Good night,' said Selin, and the lights went out.
Onlar yemek odasında.
Banyo odada.
Banyonun kapısı nerede?
Dolap mutfakta.
Gerçek kelime havuzumuzla kurulu altı kelime oyunu — tarayıcıda ücretsiz, kurulum gerekmez.
Oyun merkezini aç →
Süre baskısı altında ortadaki kelimeyi eşleştir ve komboyu sürdür.
Hemen oyna →
Hız artmadan önce doğru kapıdan geç.
Hemen oyna →
Hedef dildeki kelimeleri kes, ana dildeki şaşırtmacadan kaçın ve duyurulan bonus hedefin peşine düş.
Hemen oyna →
Tahta boyunca tek bir yol çiz, her harf noktasına sırayla uğra ve tüm açık hücreleri doldur.
Hemen oyna →
Konu odaklı bir grupta ait olmayan kelimeyi seç — her dokunuş dört anlamı ve görseli de gösterir, böylece tur aynı zamanda bir bilgi kartına dönüşür.
Hemen oyna →
Canların bitmeden önce hedef dildeki kelimeleri ana dildeki anlamlarıyla eşleştirmek için kartları çevir.
Hemen oyna →