century
eeuw
Çeviri sayfasını görüntülecentury
eeuw
Çeviri sayfasını görüntüleeuro
euro
Çeviri sayfasını görüntülepound
slaan
Çeviri sayfasını görüntüleEmma telt in de buurtwinkel
Emma loopt met haar vader, Tom, de buurtwinkel van meneer Jan binnen.
Emma babası Tom ile Bay Jan'ın bakkalına giriyor.
Ze wil warme melk met honing maken voor het slapengaan.
O uyumadan önce bal ile ılık süt hazırlamak istiyor.
Ook moet ze lint kopen om haar plant te meten voor school.
Ayrıca okul için bitkisini ölçmek üzere bir mezura alması gerekiyor.
Ze houdt haar kleine portemonnee vast, en er zitten munten en biljetten in.
Küçük cüzdanını tutar; içinde bozuk paralar ve banknotlar vardır.
Bij het zuivelschap pakt Emma een fles van één liter melk.
Süt reyonundan Emma bir litrelik süt şişesi alır.
Papa legt een zak met een kilo appels in het mandje.
Baba sepete bir kilo elma koyar.
Bij de toonbank meet meneer Jan een stuk lint van één meter voor haar.
Tezgâhta Bay Jan onun için bir metrelik kurdele ölçer.
Hij knipt er nog één centimeter extra bij, zodat het nooit te kort is.
Bir santim daha kesiyor, böylece asla kısa olmaz.
Emma kijkt naar de kaart aan de muur en leest dat haar school twee kilometer verderop ligt.
Emma duvardaki haritaya bakıyor ve okulunun iki kilometre uzakta olduğunu okuyor.
Ze vraagt zacht: Hoe ver is dat precies?
Nazikçe sorar: Bu tam olarak ne kadar uzakta?
Jan lachte en vertelde dat het een korte fietsrit is.
Jan güldü ve bunun kısa bir bisiklet sürüşü olduğunu söyledi.
Emma glimlacht, omdat het niet zo ver is.
Emma gülümsüyor çünkü çok uzak değil.
Bij de kassa telt Emma hardop hoeveel euro ze nodig heeft.
Kasada Emma kaç euroya ihtiyacı olduğunu yüksek sesle sayar.
Op een potje jam ziet ze een oud prijskaartje met het woord pound, en ze fronst.
Bir reçel kavanozunda 'pound' kelimesi yazan eski bir fiyat etiketi görüyor ve kaşlarını çatıyor.
Jan legt uit dat die sticker uit Engeland komt en dat de prijzen hier in euro zijn.
Jan açıklıyor: o çıkartma İngiltere'den geliyor ve fiyatlar burada euro.
Emma was even bang dat haar geld niet genoeg was, maar ze telt rustig door en het past precies.
Emma bir an paranın yetmeyeceğinden korktu, ama sakince saydı ve tam oldu.
Jan wijst naar een houten klok en zegt dat de winkel al honderd jaar bestaat, een hele eeuw, in het Engels: century.
Jan ahşap bir saate işaret ediyor ve mağazanın yüz yıldır olduğunu söylüyor, tam bir asır; İngilizcesi: 'century'.
Hij rondt de prijs af en geeft Emma een bon en wat muntjes terug.
Fiyatı yuvarlar ve Emma'ya bir fiş ile biraz bozuk para geri verir.
Emma en Tom bedanken hem en houden de volle tas stevig vast bij de deur.
Emma ve Tom ona teşekkür ediyorlar ve dolu çantayı kapıda sıkıca tutuyorlar.
Ze zwaait naar Jan en voelt zich zeker, want alles is gelukt en het is bijna bedtijd.
Jan'a el sallıyor ve kendinden emin hissediyor, çünkü her şey yolunda gitti ve neredeyse yatma vakti.
Gerçek kelime havuzumuzla kurulu altı kelime oyunu — tarayıcıda ücretsiz, kurulum gerekmez.
Oyun merkezini aç →
Süre baskısı altında ortadaki kelimeyi eşleştir ve komboyu sürdür.
Hemen oyna →
Hız artmadan önce doğru kapıdan geç.
Hemen oyna →
Hedef dildeki kelimeleri kes, ana dildeki şaşırtmacadan kaçın ve duyurulan bonus hedefin peşine düş.
Hemen oyna →
Tahta boyunca tek bir yol çiz, her harf noktasına sırayla uğra ve tüm açık hücreleri doldur.
Hemen oyna →
Konu odaklı bir grupta ait olmayan kelimeyi seç — her dokunuş dört anlamı ve görseli de gösterir, böylece tur aynı zamanda bir bilgi kartına dönüşür.
Hemen oyna →
Canların bitmeden önce hedef dildeki kelimeleri ana dildeki anlamlarıyla eşleştirmek için kartları çevir.
Hemen oyna →