buy
satın almak
اعرض صفحة الترجمةbuy
satın almak
اعرض صفحة الترجمةcheap
ucuz
اعرض صفحة الترجمةcost
maliyet
اعرض صفحة الترجمةdollar
dolar
اعرض صفحة الترجمةexpensive
pahalı
اعرض صفحة الترجمةfree
özgür
اعرض صفحة الترجمةpay for
ödemek
اعرض صفحة الترجمةprice
fiyat
اعرض صفحة الترجمةMehmet’in Bakkalda Akıllı Alışverişi
Akşamüstü, Mehmet ile kardeşi Ayşe, anneleri Elif’le mahalle bakkalı Ahmet Amca’nın dükkânına gider.
عند الغروب، يذهب محمد وأخته عائشة مع والدتهما إليف إلى دكان بقال الحي عند العم أحمد.
Mehmet bugünkü harçlığıyla bir şey satın almak ister.
يريد محمد أن يشتري شيئًا بمال مصروفه اليوم.
Hedefi basittir: elma ve küçük bir defter almak için fiyatlara bakacaktır.
هدفه بسيط: سيتفقد الأسعار لشراء تفاحة ودفتر صغير.
Ahmet Amca gülümseyerek, 'Etikette fiyat yazıyor,' dedi.
ابتسم العم أحمد وقال: 'السعر مكتوب على البطاقة.'
Mehmet, 'Elmaların kilosu ne kadar tutuyor?' diye sordu.
Mehmet سأل: «بكم سعر كيلو التفاح؟»
Ayşe fısıldadı: 'Kırmızı defter pahalı, mavi olan daha ucuz.'
آيشه همست: «الدفتر الأحمر غالي، والأزرق أرخص».
Rafın köşesinde küçük bir etiket var; üstünde '1 dolar' yazıyor.
في زاوية الرف يوجد ملصق صغير؛ مكتوب عليه '1 دولار'.
Mehmet gülerek, 'Biz lirayla ödüyoruz, bu etiket turistler içindir,' dedi.
قال محمد ضاحكاً: «نحن ندفع بالليرة، هذه البطاقة للسياح.»
Ahmet Amca da, 'Bugün elma tadımı bedava; bir dilim deneyin,' diye ekledi.
وأضاف العم أحمد: 'تذوق التفاح اليوم مجانًا؛ جرّبوا شريحة.'
Mehmet bozukluklarını saydı ve, 'Bugün ne kadar harcayacağım?' diye içinden düşündü.
عَدّ محمد عملاته الصغيرة وفكّر في نفسه: «كم سأُنفق اليوم؟»
Bir an durdu, çünkü defterle elmayı birlikte alırsa parası yetmeyebilirdi.
توقف للحظة، لأنّه لو اشترى الدفتر والتفاحة معًا فقد لا تكفيه نقوده.
'Kırmızı elma güzel ama pahalı, yarım kilo alsam olur mu?' diye sordu.
سأل: «التفاحة الحمراء جميلة لكنها غالية، هل يمكنني أن آخذ نصف كيلو؟»
Ahmet Amca, 'İstersen şu yeşil elma taze ve daha uygun; yarım kilo yeter,' dedi.
قال العم أحمد: 'إن أردت، هذا التفاح الأخضر طازج وأرخص؛ نصف كيلو يكفي.'
'Defter için de şu küçük boyu öneririm; toplamda daha az tutar,' diye nazikçe ekledi.
وأضاف بلطف: «أنصح بهذا الحجم الصغير للدفتر؛ سيكلف ذلك أقل إجمالاً».
Mehmet, 'Tamam, bunları alıyorum; kasada ödemek istiyorum,' dedi.
Mehmet قال: «حسنًا، سأشتري هذه؛ أريد الدفع عند الصندوق.»
Ahmet Amca hesapladı ve, 'Hepsi kırk sekiz lira,' dedi; Mehmet parasını uzattı.
حسب العم أحمد وقال: 'المجموع ثمانية وأربعون ليرة.' ثم أعطى محمد نقوده.
Kasada küçük bir gülümseme yayıldı, poşet de hediye oldu; herkes sakinleşti.
انتشرت ابتسامة صغيرة عند الصندوق، وأصبح الكيس هدية؛ هدأ الجميع.
Mehmet ve Ayşe, dükkânın içinde yavaşça raflara son kez baktı ve ertesi gün için hazır hissettiler.
نظر محمد وعائشة ببطء إلى الرفوف في المتجر للمرة الأخيرة وشعرا أنهما مستعدان ليوم الغد.
Six word games built around our real vocabulary — free in the browser, no install.
Open the game hub →
طابق الكلمة في الوسط تحت ضغط الوقت وحافظ على السلسلة مستمرة.
Play now →
مرّ عبر البوابة الصحيحة قبل أن تتصاعد السرعة.
Play now →
اقطع كلمات اللغة الهدف، وتجنب الطُعم من اللغة الأساسية، وطارد هدف المكافأة المُعلن.
Play now →
ارسم مسارًا واحدًا عبر اللوحة، ومرّ على كل حرف بالترتيب، واملأ كل خانة مفتوحة.
Play now →
اختر الكلمة التي لا تنتمي إلى المجموعة ضمن فئة محددة — فكل ضغطة تكشف المعاني الأربعة كلها مع الصور، لتتحول الجولة أيضًا إلى بطاقة مراجعة سريعة.
Play now →
اقلب البطاقات وطابق كلمات اللغة الهدف مع معناها في اللغة الأساسية قبل أن تنفد محاولاتك.
Play now →