T-shirt
Tişört
Çeviri sayfasını görüntüleT-shirt
Tişört
Çeviri sayfasını görüntületelevision
Televizyon
Çeviri sayfasını görüntüleclothes
kıyafetler
Çeviri sayfasını görüntüleboots
bot ayakkabı
Çeviri sayfasını görüntülerubber
lastik
Çeviri sayfasını görüntülejacket
ceket
Çeviri sayfasını görüntüleshoe
ayakkabı
Çeviri sayfasını görüntüleglasses
gözlük
Çeviri sayfasını görüntülechips
patates cipsi
Çeviri sayfasını görüntüleshorts
şort
Çeviri sayfasını görüntülejeans
kot
Çeviri sayfasını görüntülesofa
sofa
Çeviri sayfasını görüntülefries
patates kızartması
Çeviri sayfasını görüntüleeraser
silgi
Çeviri sayfasını görüntüleKanepe Yanında Kayıp Gözlük
Akşam, evin salonunda her şey sakindi.
In the evening, everything in the living room was calm.
Zeynep küçük bir film saati yapmak istiyordu.
Zeynep wanted to have a little movie time.
Rahat bir tişört ve kısa bir şort giydi.
He wore a comfortable T-shirt and short shorts.
There is one in the living room.
Zeynep ile anne Ayşe kanepe üzerine oturdu.
Zeynep and her mother Ayşe sat on the sofa.
Baba Emre, çıtır cips ve sıcak patates kızartması getirdi.
Dad Emre brought crispy chips and hot fries.
Zeynep, 'Gözlüklerim nerede?' dedi.
Zeynep said, "Where are my glasses?"
Gözlük yoktu; televizyonu net göremiyordu.
There were no glasses; he couldn't see the TV clearly.
Zeynep arıyor, ama bulamıyor.
Zeynep looks, but she can't find it.
Herkes gülümsüyor ve yardım ediyor.
Everyone smiles and helps.
Ama gözlük burada değil.
But the glasses are not here.
Kanepe yanında katlanmamış giysiler duruyordu.
There were some unfolded clothes next to the sofa.
Ayşe, sandalyenin üstünde bir ceket ve yerde bir kot gördü.
Ayşe saw a jacket on the chair and jeans on the floor.
Kapının yanında iki uzun bot vardı; tabanı lastik idi.
There were two tall boots by the door; their soles were rubber.
Masadaki kalemin yanında küçük bir silgi vardı.
There was a small eraser next to the pen on the table.
Emre, kanepenin altında tek bir ayakkabı buldu ve hafifçe salladı.
Emre found a single shoe under the couch and shook it gently.
Tık diye, gözlük ayakkabıdan dışarı kaydı.
With a click, the glasses slid out of the shoe.
Zeynep gözlüğünü taktı ve rahatladı.
Zeynep put on her glasses and relaxed.
Şimdi film başlıyor, herkes kanepeye yaslanıp sessizce izliyor.
Now the film starts; everyone leans back on the couch and watches quietly.
Zeynep esnedi, gece yumuşak ve huzurluydu.
Zeynep yawned; the night was soft and peaceful.
O, mavi bir tişört giyer.
O, bugün siyah giysiler giyiyor.
Onlar sık sık kot giyer.
Siyah bir ayakkabı giyerim.
Gerçek kelime havuzumuzla kurulu altı kelime oyunu — tarayıcıda ücretsiz, kurulum gerekmez.
Oyun merkezini aç →
Süre baskısı altında ortadaki kelimeyi eşleştir ve komboyu sürdür.
Hemen oyna →
Hız artmadan önce doğru kapıdan geç.
Hemen oyna →
Hedef dildeki kelimeleri kes, ana dildeki şaşırtmacadan kaçın ve duyurulan bonus hedefin peşine düş.
Hemen oyna →
Tahta boyunca tek bir yol çiz, her harf noktasına sırayla uğra ve tüm açık hücreleri doldur.
Hemen oyna →
Konu odaklı bir grupta ait olmayan kelimeyi seç — her dokunuş dört anlamı ve görseli de gösterir, böylece tur aynı zamanda bir bilgi kartına dönüşür.
Hemen oyna →
Canların bitmeden önce hedef dildeki kelimeleri ana dildeki anlamlarıyla eşleştirmek için kartları çevir.
Hemen oyna →